|
|
May 19
Bir şey var sende bir şey, bulamıyorum. Beni nasıl bu hale getirdin, anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük, içimde sonsuz enerji, güne keyifle başlayıp, keyifle bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuyor. Neredeyse yaz bitecek ama ben sanki baharı daha yeni yaşamaya başlıyorum. Bir şey var sende adını koyamıyorum. Nereye baksam seni görüyorum. Kiminle konuşsam sen oluyorsun. Sen olunca, başka hiçbir şey umurumda olmuyor. Senin adını heceliyorum. Yanımdasın, değilsin fark etmiyor. Her anımda seni yaşıyorum. Bir şey var sende, nedir bilemiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum. Yollarım hep sana çıkıyor, ben sana yürüyorum. En güzel çiçekleri toplayıp demet demet sana vermek istiyorum. Gök kubbenin en hoş sedası olup dünyaya sadece senin adını haykırmak, sadece sana duyduğum hayranlığı anlatmak istiyorum. Bir şey var sende, bir türlü anlayamıyorum. Uçsuz bucaksız, masmavi bir deryasın sanki ve ben yüzlerce fırtınayla savaşmış geminin yorgun kaptanı gibi senin kıyılarına vuruyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Sen mavi oluyorsun, ben sana bakarken kendimi kaybediyorum. Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğime akıyor, bütün şarkıları sana armağan ediyorum. Bir şey var sende, dilimin ucunda, söyleyemiyorum. Yalnız gecelerime inat, şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin, gecemin yıldızı, kalbimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı oluyorsun. Yoksan, kaldırıyorum başımı göğe, senden milyonlarcasını görüyorum. Her gece yıldızlarla sevişiyorum. Bir şey var sende, soramıyorum. Seni kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorum. "Bana kal, benim ol" diye adaklar adıyorum. Yalancı aşkları, tükenmiş sevdaları kendi tarihimin sayfalarına gömüp yeni bir defter açıyorum, bir tek seni yazıyorum. Yaz yaz bitmez öykülerin kahramanı oluyorsun, senin maceralarını anlatıyorum. Bir şey var sende, tanımlayamasam da işte ben o şeyi arıyorum. Seni, nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum. Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım. Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım. Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım. Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım. Buradayım, yolun başında.... Bekliyorum... May 15
Sadece Susmak İstiyorum Yalan İnsanLarı KaaLe ALmadan... HakLıyken , Haksız Gözüksem BiLe Kendimi Savunmadan... HUZUR buLmak İstiyorum ,GözLerimi Kapayıp , Kimseyi Anmadan... SessizLiği Dinlemek İstiyorum , Herşeyi Yaşamış Gibi Yaparak.
hep kos dedim yureyime hic aglama,hic uzulme takma hic bir seyi deymez hayata susma sakin dok icindekilerisusma sakin ezdirme kendini ama durmayi da bil alamayi,uzulmeyi bil bir gun canin cok acimasin diye uzulme,dokulme diye kirilip dagilma diye icin kanamasin diye icin icini yemesin diye susmayi bil bir gun pisman olmamak icin pismanliktan zarar verme kendine diye yalanlari takma sakin sen soyleme soyleyene de inanma sadece icin rahatlasin diye gercekten inanmak istiyorsan bile inanma deymez de yetersizsin de ama inanma yalanlarla kandirma kendini bos hayallere kapilma gerceklesmeyecek hayaller herkez kurar ama sen onlara kapilma inanma kendinden baska hicbir seye ruyalarin gerceklesmasini bekleme olmaz seylerle aklini doldurma ruya zannettin bir oyun gercek olmazdinleme derinliklerden gelen sesi ewt belki o senin sesin fark etmez kandirmak icin bir oyun bu kanma oyun bunlar hic biri gercek deil...
Kırılgan bir çocuğum ben.. Yüreğim cam kırığı.. Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı.. Saldırgan diyorlar bana Oysa kırılganım ben.. Gözyaşlarım mücevher; saklıyorum herkesten Ürküyorlar gözümdeki ateşten Ürküyorlar dilimdeki zehirden Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, Bir yanı çılgın dağ doruğu. Oysa böyle yapmasam ben Nasıl korurum içimdeki çocuğu? Bir yanım çılgın nar ağacı Bir yanım buz sarayı.
Bazen insan sessizce çekip gitmeli hissettirmeden.. Kırmadan,incitmeden,yaralamadan,ruhu bozmadan gitmeli bazen insan... Son bir şans ister gibi yapıp ortamı yumuşatmalı insan gün gelince , Ümit vermemeli , yalvarmalı ama açık vermemeli gün gelince ... Belki bir gün başka yerden dememeli bazen insan.. Efendi gibi karanlığa karışıp hayatını yaşamalı , idare ettirmeli... Ardında yitip gidenlerin de birer ana evladı olduğunu unutmamalı insan . Unutupta kırıp dağıtmamalı hiç kimseyi bazen değil her zaman insan... Son kez konuşmanın kıymetini bilmeli insan karşısındakinin haberi de olmasa.. İnsan bazen açıklama yapmalı ama ne şekil olur bir kalıba sokmamalı ... Bazen bir telefon ile , bazen küçük bir mesaj ile ....... Bazende koskoca internet aleminin kocaman sayfalarına yazdığı derinliği büyük , ama sadece bir kişinin anlayacağı cümleler ile elvada demeli insan...
Şunu anlamalı bazen yitip giden ile yitiren .... Herkesin bir yaşamı var şu FANİ düyada , önemli olan da İMAN... Kanmamalı geçici heveslere , anlık zevklere , şok edici sözlere... Hani dedim ya bazen efendi gibi çıkıp gitmek lazım hayattan her ne pahasına olursa olsun... Ne kendini , nede karşındakini incitmeden derdini anlatmak lazım bazen ... Kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş ey dostlar , SÜREMEDİM İŞTE .... ben başaramadım kırmamayı , incitmemeyi ... Elbet bunları beceren birileri vardır bizde onlardan ders alırız gün gelir...
Gün gelir efendi gibi çekip gitmek lazım ... Ve ben GİDİYORUM ... ALLAH'A EMANET OLUN ...........
HİÇİnİzm!!!!
Sanalın Yalanını Yaşadım 5 Yıllık iNternet Hayatım da ..
Küçükken de Acıtırdı Sahtelikler ..
Ama Kendimden Habersiz Pollyannacılık Oynamayı Her Çocuk Gibi Ben de Bilirdim ..
Şimdi Daha Çok Sancıtıyo Yüreğimi ..
Gömemiyo İnsan Birden Sevgisini ..
Sanal İnsanlara Güvenmek .. Onları Sevmek .. Ne Kadar da Saçma Gelir Şimdi Size ..
Küçücük Yüreğime Binlerce Sevgi Sığdırdım .. Hakedene de Haketmeyene de ..
Bi Çok Hoşcakal Aktarıldı Yüreklerden Klavyelerle ..
Ama Artık Eyvallahım Yok Gidenlere !! ..
Kendi Akımımı Yarattım Dün Gece .. Hiçinizm !! Beni İfade Ediyor Artık ..
'Ne Unutucak Kadar Nefret Ettiniz Ne Hatırlayacak Kadar Sevdiniz ' .. Neler Tanıdım Neler .. Yetkiyle Kendini ÜSt Seviyede Görenler ..
Adam Oldum Sananlar .. Ama Gerçekte Vasıfsız Olanlar ..
Çok İyileriylede KArşılaştım Elbette ..
Ama Kötülerine İyilerinden Daha Çok Değer Verdiğim Oldu ..
İnsanın kendine KEşke Demesi Ne KAdar Zor Ne Kadar Kötü ..
Keşke Tanımasaydım Demiyorum .. Keşke Değer Vermeseydim Demiyorum ..
Onların Yasıyla Büyüyüp Tecrübe KAzanmadım mı ?
Ama Aynı Hatayı Tekrarladığımda Keşke Akıllansaydım Diyorum ..
Yazarken Ellerim Buz Tutuyo .. Bu Soğuk Havadan Değil .. Sahte Yüreklerden !!
Saygılar !.. Hep Hakedene ..
CARESIZLIK
Düsündüm de......Her derdin bir duygusu, Her duygunun bir hali,Her derdin de bir caresi vardir....... Hani derler ya..... Seversin dünya senin zannedersin.... Ayrilirsin üzüntülerle savasirsin... Yanar yüregin care ararsin..... Dermanini sonunda zamana birakirsin...
Keske her derdin bir caresi olsa... Anlayamassin hissettigimi,Söylemek istedigimi Caresizligimi,yasamiyorsan.... Caresizlik nedir diye soruyorsan, Anlatayim.......
Ne kadar duygu,his,düsünce,hal ve laflar Bir araya gelip,seni ta en derinden, Bilmedigin bir yerinden vurursa.... Elinden bir sey gelmiyorsa.... Gözlerin aglamakdan kancanagi olduysa.... Sesin solugun kesilip, Nefes bile almak sana zor geliyorsa... Iste o zaman... Caresizlik nedir anlarsin....
Her derdin bir caresi vardir.... Ya caresizligin??????
Görmüyorum! Duymuyorum!
Yalnızlığımı düğümlüyorum şimdi ayağıma.. Çözülmemecesine bağlıyorum..
Sıkıyorum.. Ayaklarım acıyor. Yüreğime benzetiyorum sonra.. Sıktıkça acıyor!
Birbirine dolaşıyor ayaklarım. Düşe kalka yürümeye çalışıyorum.
Olmuyor! Düşüyorum da, düştüğüm yerden kalkamıyorum aslında..
Gittikçe batıyorum..Canım acıyor..Ayaklarım dolanıyor..Yüreğim susuyor..
Biliyorum.. Hoşuna gidiyor canımı acıtmak. Biliyorum.. Büyük haz duyuyorsun. Biliyorum.. Sen duygusuzsun!
Görmüyorum! Duymuyorum! Lanet olasıca.. YOKSUN!!
İsyan etmek istemiyorum artık. Ben böylede yaşayabilirim aslında.
Neden olmasınki?!.. Diye düşünüyorum ama..Sadece düşünmekle yetiniyorum aslında...
Biliyorum.. Yaşamalıyım herşeye inat. Biliyorum.. Hayat ben varsam var.
Kukla gibi oynatıyo beni hayat. Sürükleniyorum ordan oraya..
Dolanıyorum etrafında. Farkında bile değilsin! Umrunda değilmişim oysa..
Diyorumki artık; sende umrumda değilsin aslında...
Oynatıyorlar beni!! Karşı gelemiyorum oyunlara! Yoruldum artık... Bitsin savaşlar.. BİT artık!! Lanet olasıca...
Ters düz olmuşum umrunuzda değil. Beni bilen bilir zaten.
Dert etmiyorum kendime beni anlamamanızı.. Ben kendime yeterim. Ben, kendim için varım zaten..
Oysaki düşüncelerim farklıydı benim.. Ne kadar değişiyormuş insan.. Yaş ilerledikçe düşüncelerde değişiyormuş.. Büyüdükçe anlıyor insan.. Böylesi en güzeli belkide..Ters düz yaşıyorum hayatı...Kaybettiğim zamanı...
Ağlıyorum.. Eskiden senin için ağlamış olmama Ağlıyorum.. Hiçbir şeyi haketmediğin halde, sana değer vermeme Ağlıyorum.. Hayatımı yaşamak varken, sessizliğe çekilmeme....
Hiçbirşey için değmezmiş oysaki.. Ağlarken anlıyorum. Sen değmezsin..
Yaşlarım değmez..Hayatımı senin yüzünden zehir etmeme değmez..
Artık eski ben'le karşı karşıyasın.. Üzülsenmi, sevinsenmi bilemiyorum..
Ama bence en mantıklısı bu...
Ellerimle tutuyorum artık hayatı... Yakalamaya çalışıyorum, zindan ettiğim zamanı.. Artık herşey farklı olucak.. Eski ben'le karşı karşıyasın..
İster ağla, ister sevin; Sana inat yaşayacağım bu hayatı
Ben sana... ben sana dostluğumu verdim yalnız kalma diye... ben sana düşündüklerimi gönderdim yanılmayasın diye...ben sana KaLbimi veRdim onu koruyabilceğine inandığım için peki...sen ne yapTın? herşey gibi kaLbimide fazlalıklar dolabına kaldırdın... bu kadar mı duygusuzdun?bu kadar mı kör?? bu kadarmı anlayışsızdın?yoksa...bir kalbin yok muydu senin de; sana "aşk"la bakan gözlerimide kör ettin ne zararım olduki sana beni öldürdün? ben sana kalbimi EMANET ETMİŞTİM..!!
GIDIYORUM
... bak.. yok oluyorum yavaş yavaş... ... göz yaşlarımın arasında kayboluyor gözbebeklerim... ... oysa nereye baksa seni görüyordu bu gözler....
gördüğü her kareden bi parça alıp seni yaratıyordu sürekli farklı renklerde..
ama sen sadece iki renge zorunlu bıraktın bu gözleri....
yalnızlğın ve umutsuzluğun rengini görüuorum artık sadece...
göz kapaklarım açık ya da kapalı hiç bir şey fark etmiyor...
toz pembe gözlüklerimi kırdın, artık sadece karanlıkları algılamaktayım... ... paramparça ettiğin kalbimin parçaları gözle görülemeyecek kadar küçük oldu... .. oysa ben senin için neleri sığdırmıştım bu kalbe... sevgimi koymuştum en başta..
bütün güsel duygularımı, gecelerce delimden düşürmediğim dualarmı,
benliğimi, kendimi, ruhumu koymuştum vermiştim sana...
ben beni sana vermiştim... ben bizi sana emanet etmiştim...
ama sen kendi ellerinle parçaladın bu kalbi...
parçaladğında sadece kan değildi akan, sevgimdi bilmedin...
parçalanan içi boş kalbim değildi... bendim bizdik bilemedin.... ... bak yok oluyorum yavaş yavaş... seni, bizi geride bırakarak ilerleyeceğim artık... sana ait olan o kçük kız yok artık...
karşında duran acılarla büyüttüğün kimsesiz bir insan... ... bir daha asla o olmayacağım, olamayacağım... ... gidiyorum... paramparca kalbimi alıyorum senden, yalnızlığa bakan gözlerimi çekiyorum üzerinden... .. düşlerimde bile yerin yok artık... seni hak ettiğin sessizliğe bırakıyorum....
son armağanımı yalnızlığı veriyorum ve bir daha asla döncemeyeceğim
yolda ilerliyorum... gidiyorum....
BIRGUN ANLARSIN
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına... Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden. Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Yüreğime Mahkumsun...
Biliyor musun,gittiğim her yere seni de gotürdüm ben.
Hiç yanlız değildim,hiç bir başıma değildim.Hayatımdan çık,git,hiç gelmediğin gibi..
..Ne farkeder?Önemli olan benim seni içimde ne kadar taşıdığım değil mi?
Gerçekten sevenler bunu çok iyi anlar.Önemli olan benim seni yüreğimde misafir değil
ev sahibi görmem.Senin aklının ucundan geçmesem de,anılarımızı çoktaaannnn unutmuş olsan da,şarkımda,şiirimde,makalemde,sohbetimde,düşüncemde,rüyamda,
hatta,hatta günlük her hangi bir haberde bile sen varsan bende...
.Ben hiç yanlız değildim ki..
Senden artık hiç bir şey beklemeyen yüreğim mutlu da biliyor musun?
Kabullendi senin asla hayatımda somut olarak yer almayacağını çoktan.Ama dedim ya üzülmüyor artık,ağlamıyor,ısrarsa hiç etmiyor.Çünkü o zaten seninle...
Sen zaten onun içindesin...İşte böyle aşktan anlamayan sevgili...
Sen bambaşka diyarlarda olsan da aslında bendesin...
Ve ben seni ,yüreğimle ruhumla hayatımdan kovmadıkça sen benimsin...
Hadi engel olsana buna.Bana ve sevgime,beraberliğimize engel olduğun gibi...
Sahi bu arada canım biliyorum sen beni hiç sevmedin ya.
Olsun,boşver,artık bu da önemli değil..Sen sadece bendesin,ben senden vazgeçene kadar...
Yüreğime mahkumsun,yüreğimde ise bir sevda...
Varsın yüreğin bana gel dememiş olsun.Söyle ona ben hiç git demedim..
.Demedikçe bendesin...İstersen bir dene,belki hissedersin.
Hiç geceleri sebepsiz uyanıp noldu demiyor musun kendine?
Hiç sebepsiz düşüncelerle dolmuyor mu beynin?
Hiç muzip bir yağmur tanesi ,yağıp kesilerek takip etmiyor mu sokak aralarında seni?
Hiç sebepsiz yere gülümsemiyor mu dudakların?Hiç sebepsiz,dolmuyormu gözlerin?Hiç çınlamıyormu kulakların..
.Kulakların ya da yüreğin çınlamıyor mu? Biliyorum oluyor bunlar.
İşte bu soru işaretlerinin sebebi benim...Sen beni sevmesen de önemli değil.
Benim yüreğim sevgisini istediği sürece taşıyacak kadar güçlü...Benim aşkım insan sevgisiyle yoğrulmuş.Sevdim demez kolayca deyince de öyle senin gibi öyle bir kalemde silip atmaz yüreğindekini...

Sölesene beni kaç harfle sewdin? Hani anlat desem içindeki sewgiyi; ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer? Zamanı ellerimle yakasından tutup hawaya kaldırsam ne kadar anlatırdın? Hadi anlatsana beni kaç harf sewdin?
Oyuna mı geldin sewgili? Kandırdım seni az önce.. ßana olan sewgin kaç harf diye sordum, sende bana anlatmaya başladın... Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu. Demek sadece '' SENİ SEWİYORUM '' da özetim.. Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı.. Ağzından hiç bir kelime çıkmamalıydı.. Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, awuçların terlemeliydi.. ßocalamalıydın... Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp, örneklerle izah etmeye çalışmalıydın... ßaşaramamalıydın... Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa.. ßak sokaklara hep onlarla dolu. €llerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki.. ßana olan sewgini özetleyememeliydin sewgili. Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu... Yazılabilecek kadar basit bir aşkı, ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana...
ßana benim sorumu sorma sewgili.. '' Peki sen anlat o zaman. '' deme bana..! ßeni sadece 18 harf sewen birisine ben ne anlatayım?..
Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim... gitmeleri öğrenmiştim.
Susardı, susardım, susardık, suskularca..... Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim.
Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.
Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık. İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin.
Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım.
Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı. Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı. Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz.
Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin,
yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin. Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi.
Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.
Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim,
ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin.şimdi aşk, inançlarını yitiren
bir ayyaştır köprü altlarımda..
Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları. Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri. Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba. Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara. Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık. Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.
Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini.
Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.
Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen. Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen. Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.
Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık. Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum. Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca.... Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.
Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.
Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !....
ELLerin a$kı kaçmı$ GözLerine/Bana müsade..!
Gitme sırası kalbine geldiğinde alır kalemi susa susa yazarsın, dert bu ya söyletir..
Herhangi bir gecenin koynunda suyla ihanete uğramış bir kadeh rakı varsa, nefretle aşkı meze yapıp yuvarladınmı dibine, ''Gel keyfim gel'' diye bir şarkı düşmez insanın diline..
''Hiç bir yara hiç bir zaman tam olarak iyileşmez'' derken haybeye konuşmamış Yılmaz Abi..
Sen kalbimden geçtin, sırtımı parçalayıp çıkan kurşun misali.. Sen bana benimle ihanet ettin! Gözlerinde beş vakit aşk kılmaya niyetlenmiştim oysa. Ama herşey birbirinin aynısı. Bu şarkıya ağlamıştım daha önce mesela, kendimi şarkılara, rakıya ve hüzünlere vurmak, en nadide alışkanlık bünyemde. O gün de böyleydi işte, birileri kapımdan inadına yeni bir gece daha atarken, yapmayın diye avaz avaz susmuştum, sonra sen gitmiştin, ben çaresiz.. Hayat işte.. Başımı ellerimin arasına alıp, ne yapsam başa çıkılmayan silüetin cebimde, cebin ve cepkenin delik olmadığı aşikar üstelik. Bir nevi yürünmüyor yüreğimde eski sen'lerin leşinden.. Ahh içimdeki kamyon..
Biliyorum konuşacak bir şeyimiz kalmadı artık, zamanlar haindir ama, sen yine de en güzel anılarımızı kap gel yanıma demeyeceğim, yüzündeki pavyon sarışını ihanete sövmeyeceğim, ömrümden düşe kalka sildin kendini. İşte bu yüzden suskunken çıldırmayı biriktirmem, işte bu yüzden kalbim kalbinin kapılarını çarparak gitmek istiyor şimdi! Ellerin aşkı kaçmış senin gözlerine.. Bu defa ''bana'' müsade..

HAK EDENE HAK ETTIGI KADAR DEGER VER HAK ETTGINDEN FAZLASI HARAM..
Seni Yasaklayacağım Kendime
Ben kimlerin oldum bilmeden Neydi peki geride bıraktıklarım Hiç bitmeyecek gibiydi oysa Bitti... Yine ben? En hasret çektiğimi En kavuşamadığımı unutmadım mı? Unuttum... Ama şimdi geçmiyor zaman Unuturum diye bekliyorum Bekledikçe seviyorum.
Bazen seni yazmak istiyorum sayfalara Taa en başından beri Bırakıp gidişinden tut geri gelişine kadar Ne biliyorsam senle ilgili. Seni seviyorum diyişini İçten söylemesende yazmak istiyorum sayfalar dolusu.
Sana kızmayı hiç beceremedim Gülüşümün arkasına gizledim çoğu kez Oysa duymasanda bağırsam Bağırsamda duymasan...
Hiç birşey diyemiyorum sana Boğazımda düğümlenen kelimeler Bundan sonrada diyemiyeceklerim var Ama iyiki defalarca Seni Seviyorum demişim.
Biri beni anlasın istemiyorum! Öfkeleniyorum, aptallaşıyorum, susuyorum. Kime anlatmalı yada anlatmamalı Kim benden daha çok üzülür ki? Sana anlatamadıktan sonra Sana diyemedikten sonra sevdamı Neye yarar şuna buna anlatmak...
Seni soruyorlar bana Nerde? Gitti mi? Görüşüyor musunuz? Ne yapıyor? Her cevap bir zulüm benim için Duymazdan gelmek Konuyu deiştirmek bir zulüm. Sanada soruyorlardır beni Bilirim umursamadan cevap verirsin Kaç gün geçirdin ki benle? Kaç saat?
Gitmekmi? Kalmak mı? Gitmek arayıştır heyecandır Ardına dönüp bakmamak Kendinden emin olmaktır. Ya kalmak? Kalmak neydi? Gül bahçesinde yürümek En güzel gülü aramak O mu? Bu mu? Şu mu? derken Yolun sonuna gelmek Ve geri dönmemek mi?
Artık hiç umudum yok Yok işte yok... Sendende yok Git durma git Git ve özgür kalayım Ne kadar umutsuzsan o kadar özgürsün Hiç bu kadar kolay olmamıştı git demek.
Aradığın ben deildim zaten Farkındaydım... En çokta bu farkındalığa rağmen Israr edişim utandırıyor beni.
Şimdi ağlama zamanı Ben ağladım, gözlerim ağladı Sen bilmedin, ben bilmedim Hiç kimse bilmedi Ağladım yinede, öylesine...
Seni yasaklıyacağım kendime Sen bilmeyeceksin Susacaksın yine... Eminim hiç aklına gelmeyeceğim Yıllar geçecek Ben senden geçeceğim Bu ateş geçecek...
Seni Seviyorum demekle iş bitmiyor
Gitmiştin.... Yanında benliğimin bir parçasını alıp, Yüreğimi ise yarım bırakıp, Elveda demeden çekip gitmiştin.
Başarmıştın.... Geceleri uykumu bölmeyi, Aklımdan çikmamayı, Uzakta olduğun halde beni ağlatmayı başarmıştın.
Göstermiştin... şerefsiz birinin nasıl oldugunu, Hırçın tarafını, Gözlerinde yalan söyleye bildiğini göstermiştin.
Demiştin... Seni seviyorum diye, Sonsuza kadar senleyim, Korkma hep yanındayım demiştin.
Anlamıştım... Herkese güvenilmedigini, Insanların iki yüzlü ola bildiğini, Seni seviyorum demekle işin bitmediğini anlamıştım.
SAHTEKÂR SEVGİLERE
Bir kumar gibi hayat sanki Oyna diyorlar ilk elini Bir oyunun ortasında buluyorum kendimi Tutuşturuyorlar ellerime o sahtekâr zarları Görmedim ki bu kumarda yanıma kar kalanı Ben oynuyorum ama gerçekçi Nerden bilirdim ki herkesin sahteliğini Atıyorum zarları bir bir Zararıma duruyor her biri
Sonra ben çekiliyorum diyorum Nereye diyorlar, tutuyorlar beni zorla Kaçamıyorum oynuyorum hep kendi zararıma
Yenildikçe yeniliyor Üzüldükçe üzülüyorum Gitmek kaçmak istiyorum Ama kal daha oyun yeni başladı diyorlar Hırs yapıyorum, bu sefer ben kazanacağım diyorum Ama sonra yine ben kaybediyorum
Aşklarım, Arkadaşlarım, Sevdalarım, Hepsini bu kumara yatırmışım Hepsi bir bir sahteliğini göstermiş bu oyunda Sonra pılımı pırtımı topluyorum gidiyorum çok uzaklara Dur diyorlar, Sen aşlarını arkadaşlarını sevdalarını istemiyor musun? Gel bir el daha oynayalım belki sen kazanacaksın Yok diyorum… Yalan aşklarım, sahtekâr arkadaşlarım ve yamalı kalmış, El değmiş sevdalarım hepsi sizlerin olsun Ben bu kumardan çekiliyorum
Kaçıyorum hayatın en kuytu köşesine Evet, gidiyorum çaresizce tek başıma Çırıl çıplak bıraktı bu hayat kimse yok artık yanımda Her şeyimi aldı kahrolası bu kumarda Ellerim bom boş kaldı bu sahte sevgilerde Yüreğim yaralı bu yalan aşkların biten son gecesinde Ve yolun sonu görünüyor Yalnızlıkla arkadaş olmuş eşlik ediyor yanımda sessizce Evime gidiyor odamda bir köşede ağlıyorum gizlice İçiyorum yalnızlıklar adına yine sessizce Ve kadehimi kaldırıyorum Bütün sahtekâr sevgilere…
" a$k " die ßi$e yhkmu$,, sevqi varmı$,, hani sevqi emektir,, derLer ya yaLanmı$,, FazLa emek,, FazLa deqer zararmı$.. Her$ey yaLanmı$ a$kta ya$ananLar ya$anmamı$ sayıLırmı$.. Zaman qeLip siLermi$iz ßiz hatıraLarı.. qeriye ßir qözLeri kaLırmı$.. Hani qörmedikçe özLersin derler ya o da yaLanmı$.. Seni qünLerce ßekLediqimde anLadım.. Hani aqLadıkça unutursun derLer ya o da yaLanmı$.. Her qece ßa$ımı yastıqa koyup aqLadıqımda anLadım.. a$ık oLunca insanın qözü ßi$e qörmezmi$,, ayakLarı yerden kesiLirmi$,, derLer yaa oda yaLanmı$.. a$k acı çekmek aqLamakmı$,, ßana sırtını dönüp qittiqinde anLadım.. Hani "a$kın ßittiqi yerde NeFretiN ßa$Lar " derLer ya doqruymu$.. $imdi senden NeFret ettiqim için anLadım.. Hani çok özLersin,, deqer verirsin,, onsuz neFes aLamazsın derLer ya ßi anLıkmı$.. qelip qeçiyormu$ her$ey,, $imdiki mutLuLuqumda anLadım.. Hani onLa her$ey tozpemße,, dünya qüzeL,, a$k qüzeL,, onsuz dünya karanLık derLer ya oda ßi anLıkmı$.. Sonraki qüLmeLerimde anLadım,, Hani herkes der ya iLerde ßunLarı hatırLayıp qüLeceksin,, die ßir tek ßu doqruymu$.. $imdi sana qüLüp qeçiyorum.!!
ÇIRILÇIPLAK
Küstahlığımı nezaketim götürdü Sadece kendime bakakaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Gizlenen insanların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak.
Selamımı tanıdıklar götürdü. Saygı bekleyince alçaldım. Kararsızlık bir an sürdü. Kendinibeğenmişlerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak.
Ağlamayı ölenler götürdü. Kendimi ölmez sanınca ufaldım, Kararsızlık bir an sürdü. Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım, Çırılçıplak.
Sonsuzluğu ufuklar götürdü. Yarattığım dünyaların içinde daraldım. Kararsızlık bir an sürdü. Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım, Çırılçıplak.
Aydınlığı bulutlar götürdü. Yıldızlara doğru yol aldım. Kararsızlık bir an sürdü. Varanlarla duranların ortasında ben kaldım, Çırılçıplak.
April 26 Her gidişinde şiir yazdım yokluguna… Yüzüne söyleyemeyip satırlara döktügüm sözler teselli etti beni. Yoklugunda seni yaşamaya,hayallerinle yetinmeye öyle alışmış ki yüregim… Varlıgın yetmiyor ! Hayallerimdeki ‘’Sevgili’’ sen degilsin ! Yıllardır içimde büyüttüğüm ‘’Aşkım’’ sen degilsin ! Yoklugundaki hayallerine aşıgım.Yılların sevgisini bir gecede bitirecek kadar gözü karayım artık ! … Bu kez belki (ilk ve son kez..) ‘’Ben gidiyorum.!’’ Eyvallah Sevdigim … ‘’Beni yarı yolda mı bırakıyorsun ?’’ deme…Sus ! Duygu sömürüsü yapma ! Yetmedimi yıllardır sevgimi sömürdügün ??? Hiçbir gidişine ‘’Dur gitme’’ demedim… Sus Sevgili ! ‘’Gitme’’ deme. Gözümde büyüdüğün o yerinde kal….Düşme !! Çocuksun anlamıyorsun diyordun ya.Belki çocuktum türlü oyunlarını fark etmiyor anlamıyordum. Büyüttü ihanet(ler)in benide … Masum çocugun gidiyor bu kez belki (ilk ve son kez…) Eyvallah Sevdigim… Seviyorum inkar etmem … Kaç yılın aşkını bir gecede silemem… Belki bu kez sende seviyorsun : ) : ) Bakma güldügüme inanıyorum sevgine.Sadece şaka gibi geliyor … Artık çocuk degiliz kandırmayalım birbirimizi. Oyun degil yaşadıklarımız. Oyuncak degil kalplerimiz !... Uzatmayacağım veda cümlelerini… Beceremem bilirsin … Her defasında senin söyledigin gibi,,güzel bahanenle bitireyim bu aşkı … ‘’Gitmem gerekiyor üzülme’’ !!! … Bu kez belki (ilk ve son kez) … Eyvallah Sevdigim… Sözüm sözdür…Ben sen degilim ‘’Dönmeyecegim’’ … March 21
Yokluğuna iz sürdüm sonra sürgünlere sürüldüm... Senin merhametine kaldı artık çocuksu tebessümlerim.
Yağsızdı hüznüm kay(a)madı avuçlarımdan…
Yüreğinin hücresine göm(ül)düm. Düş'lerim yasak. Sen yasak. Dokunmam yasak.
Nefesini ödünç verir misin bana? Oksijensizim.
Yamaya yamaya giyiyorum üzerime artık sevdayı. Dünlerden ödünç alıyorum eksik sevinçleri yüzüme ekliyorum. Aldanman için. Gülüşlerim gözyaşlarımın ayaklarına takılsa da sen incinme diye sözlerimi yutarım...
Çatık kaşlı harflerimden ibaret değilsin alfabemde. Dik duruyor hala başı aşk(ım)ın! Adlarımız birleşmemek için cümlelerde körebe oynuyor bir tek. Yakala(nı)rsam çığlığımı susturacağım.
Yara(lı)dır adım. Anladım ki sana susmak ölüme sus(a)makmış...
Git/me. Bacakları kırık ömrümde sensiz sendelediğimde yerden kaldırdığım düş olarak kalma.
Cümle bulanıklıkları arasında kaybetmek istemiyorum suretini. Kalemimin rengi mi silik yüreğinde ki yerim mi? Eşitliği blirsiz bir üçgenin içinde çapsız kaldım. Yine ben mi suçluyum? Yoksa eşitliğime yalnız denklemini savuran sen mi? Ben matematikten de anlamam ki…
Biz seninle bağlaçlarla bile bağlan(a)madık satırlara. Nokta koy(a)madık cümlelerimize. Virgülleri yoktu vedalarımızın. Dar geçitlerde bir beden ol(a)madık ünlemlerden kaçan. Hep üç nokta düştü masalımıza.
Yarınlarım dünlerinin uykusunda … Zaten gelecek vakitlere de vurmadık hiç. Aynı tarafın savaşçıları bile değildik.
Sana heybem de bir sürü sorular biriktiriyorum. Nerede yüreğinin mumlarını söndürüyorsun? Hangi şehir sana yetiyor bensiz? Hangi gülüşlere sunuyorsun benden (ç)aldıklarını? Hangi ten saklıyor teninde ki kayıp medeniyetimi? Hangi satır başında geçiyor adım alaycı da olsa?
. . . .
Yoksa sende mi bu soruların cevabını ben de aramaktasın? Ben mi nasılım? Ben ki; tuzaklı mayınlarına basıp parçalandım. Yüzüstü yatıyorum toprağı kan kokan ovalarında. Mahremiyetini açtığın kucaklarda intihar oluyorum senden habersiz…
. . . .
Seni büyütmek korktuğum satırlarımda kendim büyümüşüm meğer…
Bu masalın sonunda gökten bir elma gibi adın düşüp adımla mı birleşecek?
Şehrin morglarında bir Efsun yatıyor şimdi yarı diri. Gözleri açık yüreği dilsiz. Ölmedi ölemiyor. Ama yaşamıyor da!
Varlığından özür diliyorum hala yokluğunda can çekiştiğim için…
Say ki;
Parmaklıklarımız zehirli tellerle örülmüştü...
Sana sarıl(a)madım... Beni sar(a)madın... March 06
Canımdaki her nefes nefesine eklensin.
Her nefesim hayalinle demlensin.
Bırak bu gönlüm varlığınla renklensin.
SEN benim gönlümde yaşadıkça özelsin.
Uzaktaki yıldız nasıl parlak gelirse bana,
uzakta olduğun için tutkunum sana, Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya,
imkansız olduğun için aşığım sana..
November 29
İki yabancI hikâyesi
İki yabancı hikâyesi işte bizimkisi, Birbirini tanımadan seven, Aşkın umutlarında yürüyen, Karanlıktan aydınlığa eren, İki yabancı.
İki yabancı hikâyesi işte bizimkisi, Sonlu diyarlarda sonsuzluk arıyan, Bucaksız yollarda bir aydınlık kollayan, İmkansız olan askın imkanını bulan, İki yabancı hikâyesi işte bizimkisi.
Gözlerimi her kapadığımda senin sesinle uyanan, Aşkından kendi hayâl dünyamda kaybolan, Senlilik ve sensizlik arasında bocalayan, BEN! Yokum artik hayatında.
İÇİNDEN GELEN SES
Gün başlıyor yine, sabahın ilk ışıkları, Aksamdan kalma korku ve gözyaşları, Hayâl dünyamın hayâlet insanları, Kaybolup gittim artik, unuttum o diyarları.
Sensiz gecen bir gün, ve bir gün daha. Olmayacağını bile bile niye bu ıstırap, bu çaba. Sensiz birbirini kovalayan her saniye, her dakika. O günü hatırlatıyor hüzünle bana.
Oyunun kuralını bilmiyorsan, hiç boşuna başlama. Sonunda kaybeden sen olacaksın, sonra oturup ağlama. Kendi gözyaşında boğulsan bile kimse seni duymayacak, Hayat dediğin bu arkadaş, kendini boşuna aldatma. November 28 Kabul Etmek Lazım
Bir yaprak ister mi Bahardan sonra sonbaharı Sararıp rüzgarlarla savrulmayı ister mi güller, Gonca olup açarken,solmayı. Kabul etmek lazım, Gerçeklerle yaşamayı Bağlamışsa hayat, seni bu limana kabul etmek lazım Açıklardaki fırtınalara sevdalanmamayı Son bulurken ömür o limanda yalnızca içinde koparmalı fırtınaları Kayıksa kaderde olmak Heveslenmemek lazım gemilere Bağlamışsa kader seni bu limana Sen de seyret, Mehtabı, batan güneşi, yakamozları Mutlu olmayı dene senin olmayanla Sadece hayal et Kabul et, senin için hepsi hayal.
|